Türk Mitolojisinde Ruhlar

0
286
Türk Mitolojisinde Ruhlar
Türk Mitolojisinde Ruhlar

Türk Mitolojisinde Ruhlar

1-Tabiat ananın Sahibi Olan Ruhlar

Altay halkları belirli bir yerin ya da birşeyin hakimi olarak tasarladıkları ruhlara “haiz” anlamında “e” derler. Yakutlarda buna iççi, Volga bölgesindeki Türklerde öye, Buryatlarda ecen, Tunguzlarda ise amaka anlamdaşdır.

Türk-Moğol halkları, eskiden beri başka halklarca da mukaddes sayılan ateşe büyük bir saygı göstermiş ve onda bir ruh bulunduğuna inanmışlardır. Altaylılar bu ruha ot ezi “ateş sahibi”, Yakutlar, aynı anlamda olmak suretiyle, ot iççite derler. Ateşin gökten geldiği, Türk-Moğol halklarında pek yaygın bir düşüncedir. Türklerin eskiden beri ateşte temizleyici bir güç gördükleri, zamanı belgelerle sabittir. Ayrıca ateşin insanı kötülüklerden, fena ruhlardan ve dolayısıyla hastalıklardan korumuş olan bir özelliği olduğu inancı, çeşitli nedenlerle meydana getirilen törenlerden de anlaşılmaktadır. Türklerde eskiden ateş, gelecekten haber veren bir unsur olarak da kullanılmıştır. Türk-Moğol halkları ateşi insan biçiminde, canlı bir varlık olarak düşünür ve ona karşı saygıda kusur etmemeye çalışırlar. Altay ve Sibirya halklarında ateşe kurban da sunulur. Yeni evlenenlerin ateşe törenle yağ dökmesi, yiyecek yerken, içki içerken ateş ruhuna da bir hisse ayrılması âdettir. Soyotlar ile Altay Türkleri, ateş ruhuna kurban olmak suretiyle, koyun, Buryatlar ise, kısrak keser.Başka ruh ya da tanrılara sunulan kurbanların da bazan ateşe atılmış olduğu görülür. Nitekim Beltirler, Gök-tanrıya kurban olarak kesilen hayvanın kemikleri ile derisini ateşe atıp yakarlar. Moğollarla, Altay halkları ateş ruhunu dişi olarak düşünürler. Teleütlerde bir ot ene “ateş anne”dan sözedilir. Buryatlar ile Çuvaşlarda da “ateş anne” ile “ateş baba” yanyana geçer.Buryatlarda gali eceni “ateş ruhu” simgeleyen bebekler, ocağın yanında bulunan bir çekmecede saklanır.

Volga Türklerinin bir öy öyesi “ev sahibi” vardır. İnsan şeklinde kabul edilen bu ruh, evi korur, ev halkının iyiliğine çalışır. Fakat, herhangi bir halde küstürülürse, eve hastalık da getirebilir. Onun için bu ruha, yılda asla eğer olmazsa bir kez cıvık sunulur ya da sonbaharda bir kurban kesilir. Volga Türklerinde bir de abzar öyesi denilen “ahır ruhu” geçer. O bölgede bu ruhun adına siyah bir kuzu kesmek âdettir.Yakutlar ev ruhuna cie iççite derler. Onlarda ek olarak balagan iççite “çadır sahibi” diye bir ruhtan söz edilir.Sibirya halklarında ev ruhunu simgeleyen bebeklere de rastlanır. Soyotlar yiyecek yedikleri vakit, kumaş, deri ya da tahtadan yapılmış olan “ev sahibi”ne de bir hisse ayırmayı unutmazlar.

Türk-Moğol halklarına nazaran, bir de “orman ruhu” vardır. Kazan bölgesinde ona urman öyesi, Tunguzlar ure amaka, Buryatlaroin ecen derler. Ormanlarla kaplı dağlık bölgelerde yaşayan Karagaslarda dag ezi “dağ sahibi” isminde bir tanrı da vardır. Yakutlarda buna tıa iççite (tıa=tayga “ormansız dağ”) denir. Bunlar aynı ruha bayanay ya da barallakadını da verirler. Onlara nazaran, bayanay avcıların koruyucu ruhu sayılır. Dağ ruhunun ormanda yaşayan hayvanlara haiz olduğuna inanıldığından, onun adına ateşe çay ya da yağ dökmek âdettir. Orman ruhuna kurban olarak, ek olarak bez parçaları, kürkler de sunulur.

Şamanistlere nazaran, geçilmesi zor yollarda yargı devam eden, tehlikeli dağ geçitlerini tutan başka ruhlar da vardır. Yakutlar bunlara sol iççite “yol sahibi” ya da attuk iççite “geçit sahibi” derler.

Sibirya’da dağ başlarında ve çoğu zaman geçilmesi zor yerlerde oba, obo denilen taş yığınlarına rastlanır. Denildiğine nazaran bunlar yolcuların bir kazaya uğramamak için attıkları taşlardan oluşmuştur. Radloff Altaylıların bir dağı aşarken ya da bir ırmağı geçerken o yerin ruhu için yığına taş attıklarını ya da mukaddes sayılan bir ağaca bez parçası ya da iplik bağladıklarını yazar. Kimi araştırmacılar, yığına atılan taşı, o yerin ruhuna sunulan bir kurban olarak değerlendirirler. Bazılarına nazaran de bu, sihir için meydana getirilen bir âdetten başka birşey değildir. Harva ise, bunun, özgür kalınca zararı dokunan olabilen ruhu, belirli bir yere bağlamak amacıyla yapılmış olabileceğini öne sürer.

Ek olarak “su sahibi” denilen ruhlar da vardır. Yakutlar ilkbaharda balık avına başlarken u iççite “su ruhu”’ye hemen hemen buzağılamamış bir inek kurban eder, ek olarak balık ve içki sunarlar. Yakutların su ruhuna verdikleri öteki bir isim ukulan toyon’dur. Karagaslar sug ezi dedikleri su ruhuna saygı gösterir ve bolca balık avlıyabilmek için onun adına kıyıdaki bir kayın ağacına renkli bezler bağlar ve ek olarak ateşe çay, yağ, süt dökerek kurban sunarlar. Buryatlar su ruhuna uhun ecen derler.

48F2061A E0A1 4CE9 8DF6 3BCAC010DAB5 - Türk Mitolojisinde Ruhlar
Yeraltı Ruhları

2- Yeraltı Ruhları

Şamanistlere nazaran, karanlık alemi olan yeraltında çoğu zaman korkulu ve fena ruhlar yaşar. Altaylılar bunlara kara töz “fena ruh”, kara neme “fena nesne” ya da çoğu zaman tümengi töz adını verirler. Yeraltında yaşadıklarına inanılan ve bazı korkulu şekillerde kabul edilen ayna, ada, üye yör, üzüt, yek ve benzeri benzer biçimde ruhlar da vardır. Fena ruhların başlangıcında, yeraltı dünyasının hakimi sayılan Erlik Kan gelir. Uygur metinlerinde Erklig Kan “kuvvetli han” diye geçen Erlik, Budistlerde yeraltı hükümdarı olan Yama’ya eşittir. Minusinsk bölgesindeki Türklerin İrle Kan ya da İl Kan’ı, Buryatların Erlen Kan’ı da Erlik Kan’dan başka bir şey değildir. Yakutlarda yeraltının hakimi olarak anılan Arsan Duolay’ın Erlik’i simgelediği söylenir.Priklonskiy’e nazaran, Yakutlarda yeraltı hükümdarı olarak geçen Buğu Dodar, bir boğanın sırtında düşünülür. Kara-Kırgızlarda fena ruhların hakimi olan Arman ise, Farsça Ahriman’dan gelmektedir.

Dikkatinizi Çekebilir;  Perge

Altaylılara nazaran Erlik, yeraltının en alt katında kara balçık ya da başka bir söylenceye nazaran, kara demirden yapılmış bir sarayda, kara bir taht üstünde oturur. Şaman dualarında Erlik’in korkulu bir varlık olarak betimlendiğini görüyoruz.Ek olarak yeraltındaki bir ırmakla onun kıyılarında yaşayan korkulu canavarlardan da söz edilir. Altaylılar en büyük felaketleri, kızamık, kızıl, tifo benzer biçimde hastalıkları, hayvan kırgınını ondan bilirler. Altaylılarca Erlik kendisine kurban sunulmasını sağlamak için bu benzer biçimde işleri yapar. Erlik Şaman dualarında Kayra Kan “kesici han” diye anılır. Zira, denildiğine nazaran, altaylılarda iplik benzer biçimde kabul edilen ruhu onunkestiğine inanılır. Erlik insanoğlunun canını alıp yeraltına götürür; orada sorguya çektikten sonrasında kendi emrinde kullanır. Erlik’e giden yolda pudak denilen engeller vardır. Şaman bu engelleri, sadece büyük bir çaba harcayarak aşar. Erlik’i simgeleyen put ya da resimler yapılmaz.

1. Erlik’in 7 yada, başka bir söylenceye nazaran 9 oğlu vardır: taş bilekli Bay Bahadır, Karaş, bakır bilekli Kerey Kan, Uçar Kan, Yabaş Kan, Kömür Kan, Şedey Kan. Erlik’in oğulları

yeraltındaki tüm fena ruhları yönetirler. Denildiğine nazaran bunlar, yeraltına inen Şamana yol gösterir, babaları ile Şaman içinde aracı görevi oynarlar. Bunlar koruyucu ruh olarak da saygı görürler. Altay halklarında Erlik ile oğullarına zayıf ve hatta hasta hayvanlar kurban edilir. Köyün kuzeyinde, dikenli çalılık bir yerde hazırlanan kurban yerine tayılga denir. Erlik’e hiçbir vakit at kurban edilmez. Ona ve oğullarının adına çoğunlukla kara boğa ya da inek kesilir. Erlik’in oğullarından Karşıt’ı simgeleyen, kara çaputtan yapılmış 9 şeritli bir bebek, çadırın içinde, kapının sol tarafında bulunur.

2. Altay Şamanlarının aktardığına nazaran, Erlik’in 8 ya da 9 kızı vardır. Bunların belirli bir görevi yoktur. Oyun oynar, dans eder ve yeraltına inen Şamanı kandırıp, babalarına getirilen kurbanı kapmaya çalışırlar. Dualarda kara yüzlü, kara saçlı ve şehvetli varlıklar olarak betimlenirler.

3. Yeraltında yaşayan ve aslen ölüm ya da ölü ruhları olan öteki varlıklara ulaşınca, bunlar çeşitli adlarla anılırlar. Lebedlerde üye denilen fena ruhun baskısı altında bulunan bir kimseyi kurtarmak için, Şaman tarafınca kara renkli bir hayvan kesilir. Teleütlere nazaran üzüt, ölünün, kırkı çıkıncaya kadar mezarlıkta yaşayan ve fasıla sıra eve girmek isteyen ruhudur. Onu Şamandan başka kimse göremez. Gerek üye, gerekse üzütün kasırgada bulunduğuna inanılır. Bununla birlikte hastalık yaratan bu ruhları, Şaman hususi bir ayin yaparak uzaklaştırmaya çalışır. Altay Türkleri ile Telengitlerde geçen körmözler de ölü ruhları olup insanoğlunun ruhunu kapmak suretiyle hastalığa niçin olabilirler. Altay Türklerindeki bu ruhlara, Yakutların Abası ve Yör dedikleri ruhlar eşittir. Bunlardan Yörün menerik denilen ruh hastalığını yarattığı söylenir. Fena ruhu sadece Şaman uzaklaştırabilir.

95759AB7 B249 4EA4 AEDE DF541509BB6C - Türk Mitolojisinde Ruhlar
Doğum ve Ölüm Ruhları

3- Doğum ve Ölüm Ruhları

Altay Türklerine nazaran, insanoğlunun ruhu (kut), doğmadan ilkin gökte bulunur. Teleütler, çocuğa ruh veren Enem Yayuçı’nın göğün dördüncü katında yaşadığını söylerler. Denildiğine nazaran, çocuğun ruhu, kırmızı bir kurt biçiminde annenin bedenine girer. Doğum tanrıçası çocuğun ne kadar yaşayacağını da saptar. Onlarca üçüncü kat gökte bulunan ve hayvanlara can veren Ermen Kan isminde başka bir tanrısal varlık daha vardır.

Radloff Altaylıların doğumla ilgili inanışları hakkında oldukça geniş informasyon verir. Altaylılara nazaran Ülgen, çocuğun doğması için, oğlu Yayık’a buyruk verir. Bu da göğün beşinci katında bulunan ve dişi olarak kabul edilen Yayuçı’ya “yaratıcı” babasının emrini aktarır. Nihayet Yayuçı da gökteki süt ak köl “süt akı göl”’den canı alarak evladı doğurtur ve yaşamı süresince ona yardım eder. Yakutlara nazaran, çocuğun ruhu bir kuş şeklinde gökten gelir.Onlar, gökte oturan ve Ayısıt Hoton denilen bir doğum tanrıçasından da sözederler. Yakutların inanışına nazaran, doğumundan 3 gün sonrasında çocuk, Eyehsıt denilen başka bir koruyucu ruhun korumasında büyür.

Orhon yazıtlarında anlatılan Umay da evlatları korumuş olan dişi bir ruhtur. Divan lugat al-Turk’te geçtiğine nazaran, Umay’ı hoşnut edenler, oldukca çocuk doğurur.

Teleüt bayanları doğum esnasında kendi koruyucu ruhlarının yardımına güvenirler. Onların emegender ya da enekeler diye anmış olduğu bu ruhlar, ölmüş büyükana ve büyükbabaların ruhlarından ibarettir. Bu tarz şeyleri simgeleyen bebeklere süt ve undan yapılmış bir cıvık sunulur. Eskiden bu ruhlara koyun da kurban edilmiştir. Çocuğun dünyaya gelmesi, Sibirya halklarında hususi şenlikler yapılarak kutlanır.

Saadettin BULUÇ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

Alıntı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz