Ana Sayfa Blog Sayfa 6

Koronavirüs için alışveriş önlemleri

2

Koronavirüs için alışveriş önlemleri devam ediyor. Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın hastalık koronavirüs her alanda tedbirler almayı geretiriyor.

Hayatında ilk defa deniz gören geyik yavrusunun sevinci.

1

Korona virüz birazda hayvanlara yaradı. İşgal ettiğimiz topraklarını bir süreliğine onlara geri bıraktık. Yaşamı süresince ilk defa deniz, kum, plaj gören yavru geyiğin izlemeye değer mutluğu.

 #coronavirus #korona #evdençıkma #hayatevesığar

T.C Sağlık Bakanlığı Korona Tablosu

0

https://covid19.saglik.gov.tr/

Türkiye’deki Güncel Durum

Çin Koronavirüsü Nasıl Yendi? İşte Cevabı

Çin koronavirüsün kaynağı olarak görünsede virüsü en hızlı temizleyen ülke oldu. Alduğı tedbirler, insanların yaşadığı ortamlara ayak uydurması ve bi çok alanda duyarlılık göstermesiyle başı çekti.

Şimdi stabil bir durum hakim ve koronavirüs ile savaşı koordineli yürütüyorlar. Daha fazla detayı videomuzda izleyebilirsiniz.

Yeni iPhone SE Tanıtıldı

Yeni iPhone SE Tanıtıldı
Yeni iPhone SE Tanıtıldı

Yeni uygun fiyatlı iPhone’un 4.7 inç büyüklüğündeki LCD ekranı 1334×750 px çözünürlük sunuyor. Retina HD olarak adlandırılan ekranın px yoğunluğu 326 ppi, kontrast oranı ise 1400:1 seviyesinde. 625 nit parlaklığa ulaşabilen ekranın alt kısmında parmak izi okuyucu şu demek oluyor ki Touch ID sensörü yer ediniyor.

iPhone 11 serisine güç veren Apple A13 Bionic’in yenilenen iPhone SE’de karşımıza çıkması oldukça sevindirici. 7 nm+ yapınış süreci ile üretilen ve 2.65 GHz’e kadar çıkabilen bu işlemci üst düzey bir performans sunuyor.
Depolama tarafında ise 64 GB, 128 GB ve 256 GB olmak suretiyle üç değişik seçenek bulunuyor.

Arkada 12 Megapiksel çözünürlüğünde f/1.8 diyaframa haiz bir kamera yer ediniyor. Altı bileşenli bu lens ile 5 kata kadar dijital yakınlaştırma yapılabilirken, gece çekimleri için True Tone LED flaş ile güçlendirilmiş durumda. Bununla birlikte sarsıntıları minimum seviyeye indirmesi için optik görüntü sabitleyici bulunuyor.

4K / 60 FPS video kaydı gerçekleştirebilen ve bu sırada 8 Megapiksel fotoğraf çekebilen yeni iPhone SE’nin ön kısmında 7 Megapiksel f/2.2 diyaframa haiz kamera bulunuyor. Ön kameranın video çekim kabiliyeti 1080p / 30 FPS ile sınırı olan.
67.3 x 138.4 x 7.3 mm boyutlarındaki telefon, 148 gram ağırlığında. Wi-Fi 6, Gigabit LTE ve eSIM teknolojisinin kullanılabildiği ülkelerde çift SIM desteği bulunan telefon, ikinci nesil Touch ID parmak izi okuyucu ile karşımıza çıkıyor.

Kablosuz şarj desteğine haiz olan cihazın kutusundan 5W şarj adaptörü çıkıyor olması kullanıcılara üzerken, IP67 yardımıyla suya ve toza karşı dayanıklı.

ABD’de 399 dolar başlangıç fiyatına haiz olan telefonun ülkemizdeki fiyatı belli oldu. 5299 TL başlangıç fiyatına haiz olan telefonun 128 GB’lık versiyonu 5749 TL, 256 GB’lık versiyonu ise 6599 TL fiyat etiketine haiz.

Alıntı

Ücretsiz Maske Dağıtımı Başladı

0
Ücretsiz Maske Dağıtımı Başladı
Ücretsiz Maske Dağıtımı Başladı

Coronavirus salgını devam eden ülkemiz Türkiye’de ücretsiz  maske dağıtımı başladı.

Tüm ülkede eczaneler ve sağlık sektörünün tecim ağında maske satışları yüksek fiyatlar üstünden satılıyordu. Vatandaşlar tedbir ve önlem amacıyla almak zorunda kalıyordu. Ek olarak bu işi tecim haline getirip seri üretim yapanlar da oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu duruma el attı ve tüm ülke nüfusuna kafi gelecek kadar maske üretti. Maskeleri PTT vasıtasıyla E-Devlet uygulaması üstünden tüm ülkeye müracaat ile maske dağıtıyor.

Artık toplu taşıma araçlarına bile maskesiz binilemediği vatanımızda her ferdin üstünde maske olması gerekiyor.

Eset Internet Security 3 Aylık Ücretsiz Lisans

1
Eset Internet Security 3 Aylık Ücretsiz Lisans
Eset Internet Security 3 Aylık Ücretsiz Lisans

ESET INTERNET SECURITY EDITION 2020

Bu zor günleri beraber atlatmak için tüm Türkiye’yi 3 ay süresince ücretsiz koruyor.
Evinde çalışan, öğrenen, öğreten hatta istediği işletim sistemini kullanan tüm kullanıcılar için ücretsiz 3 aylık lisans.

ESET Antivirüs yada Internet Security’yi bilgisayarınıza indirin, tüm cihazlarınızı 3 ay süresince ücretsiz koruma altına alın.

[geo_alert style=”2″ color=”info” ]3 AYLIK ÜCRETSİZ LİSANS SONA ERMİŞTİR![/geo_alert]

Sokrates’in Üç Filtre Testi

0
Sokrates'in Üç Filtre Testi
Sokrates'in Üç Filtre Testi

Bir gün bir tanıdığı büyük filozof Sokrates’e rastladı ve dedi ki:
Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?
Bir dakika bekle.” diye cevap verdi Sokrates. “Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna 3’lü Filtre Testi deniyor.
Üçlü Filtre mi?” …
Doğru” diye devam etti Sokrates;
Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup; söyleyeceğini gözden geçirmek iyi bir fikir olabilir. Bu, ona üç filtre testi dememin sebebi.
Birinci filtre Gerçek Filtresi. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?
Hayır” dedi adam, “Aslında bunu sadece duydum ve…
Tamam” dedi Sokrates;
Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
Şimdi 2. filtreyi deneyelim, İyilik Filtresi’ni. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?
Hayır, tam tersi” dedi adam.
Öyleyse” diye devam etti Sokrates; “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı: Yararlılık Filtresi. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?
Hayır gerçekten yaramaz.” dedi adam.
İyi” diye tamamladı Sokrates.
Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar bir şey değilse bana niye söylüyorsun ki?
Alıntı…

Sokrates
Bilgenin Sırrı Sokrates makalemiz de ilginizi çekebilir

Sokrates Kimdir: Wikipedia

Küflü Peynir

0
Küflü Peynir
Küflü Peynir

Kanuni Sultan Süleyman sefere çıkmadan ilkin, saray hekimlerine askerlerin seferde iken salgın hastalıklardan hasta olmamaları için ne yapmak icap ettiğini sorardı.
Hekimler ise , güçlü bir ilaçtan bahsettiler .
Sultanın da hoşuna giden bu ilaç penisilin ilaç idi.
Derhal saray aşçılarına buyruk gönderilir ve askerlere her öğün, küflü peynir verilmesi söylenirdi.
Evet , yanlış duymadınız… atalarımızın, dedelerimizin , toprak altın da muhafaza ederek küp içinde muhafaza ettikleri , küflü peynir koruyucu aşıdır.
Içinde ki probiyotik bakteriler , bağırsak florasını kuvvetlendirir ve iç organların ömrünü uzatır.
O süre şartlarında bir sefer ortalama 2 yıl sürerdi.
Asker 6 ay yürüyerek gider ve 6 ay yürüyerek geri dönerdi..tozun toprağın havaya kalktığı, hela ve banyo ihtiyacının zor karşılandığı bu sağlıksız şartlar altında , düşman askerleri telef olurdu. Salgın hastalıktan toplu asker ölümleri olurdu.
Sadece Osmanlı askerleri bu salgından etkilenmez , kolay bir grip benzer biçimde atlatırlardı ..
Sebebi ise sefere çıkmadan ilkin yemeye başladıkları küflü gömme peynirdi …
Ne güzel bir ilaç, ne güzel bir besin..
Içinde ne prospektüsü var , ne de son kullanma ve üretim zamanı var ..
Hepimiz bu aşıyı evinde kolaylıkla üretebilir.
Her insanın evinde bulunur ..
Vücudumuzda ki hastalıkların sebebinin %70 bağırsak florasının bozulması ile bulunduğunu çoğumuz biliriz…
Bağırsak da ki yararlı bakterileri :
Küflü peynir
Kefir
Ekşi Maya
Ev yapımı yoğurt ile çoğaltabiliriz.

Küflü Peynir
Küflü Peynir

Bizi cenk meydanın da yenemeyen düşmanlarımız, gıdalarımızı değiştirerek yenmeye çalışıyor..
7 den 70’e hasta bir millet olduk ..
Yeniden eski sağlığımıza kavuşabilmemiz için köylülerden organik besin üretmelerini talep etmeliyiz ..
Alışveriş merkez ‘de Bir fincan çaya 15 tl ödeyip , pazarda ki köylünün ürünü için pazarlık yapmamalıyız..
Domates yetiştirmeyen bir şahıs domatesin zahmetini bilmez … saksılarda zamanı yapıt benzer biçimde seveceğimize , köylüyü bireysel olarak teşvik ve onore etmeliyiz ..
Organik yiyecek bulduğunuz da asla pazarlık yapmayın..
Ahir süre da yapacağımız en güzel yatırım salih iş ve gerçek gıdadır…
Gerçek peynir bulunca altın bulmuş benzer biçimde sevinin ve derhal alıp yiyin …
Ortokdoks tıbbi penisilin iğneyi 1940 da bulunca, altın bulmuş benzer biçimde sevinmiş garibim …
Bizim şanlı ecdadımız 400 yıl ilkin bulmuş ve uygulamıştır.
Eskiye dair , atalarımız her ne yemiş ise , bizde onları yiyelim..

Kaldirik Nedir?

0

KALDİRİK NEDİR?
Bilhassa Batı Karadeniz ve Marmara bölgelerimizde sıkça yetişen bu bitkiyi tanıyor muyuz? Anavatanı Suriye . Nemli bölgelerde yetişiyor. Kaldirik, zembil çiçeği, sevinç otu, hodan benzer biçimde adlar verilen bu bitkinin latince adı borago officinalis. Tohumlarından gamma linoleik asit elde edilir. Malum en kuvvetli bitkisel gamma linoleik asit deposu. Bu asidin başta meme olmak suretiyle bazı kanser türlerinde destek tedavilerde pozitif sonuçlar verdiği söyleniyor. Kalp, damar, diyabet ve romatizma yüksek gerilim benzer biçimde hastalıkları iyileştirmede katkısı olduğu biliniyor. Nörodermatoz rahatsızlıklarını iyileştirir. Sayı öncesi rahatsızlıklardan (Premenstural Syndrom) bazıları; baş dönmesi, baş ağrısı, sinirlilik, içe kapanma, depresyon, bulantı, göğüs ağrısı, bacakların şişmesi (ödem) ve ağrımasını sayabiliriz. Nörodermatozun emareleri; alerji, kaşıntı, kızarık, şiş gerilmiş pul pul sulu olabilen deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaldirik otu idrar söktürücü, ateş düşürücü, terletici, kan temizleyici ve iltihapları önleyici özelliklere haizdir.

Yaşlanmış, pürüzlü, kırışık ve kuru ciltlerde cildin organik rutubet dengesinin sağlanmasında, yaşlanma etkilerinin giderilmesinde, kırışıklıkların önlenmesinde ve giderilmesinde, sedef, egzama, vitiligo benzer biçimde deri hastalıklarından meydana gelen lezyonların giderilmesinde bitkisel besin desteği olarak tüketilmeli. Birçok meşhur kozmetik ve dermokozmetik şirketi ürünlerinin muhteviyatında bu bitkiye yer vermektedir.
Bunun yanısıra sivilce kepek kellik benzer biçimde sorunlara da şifa deposudur. İçindeki müsilaj maddesi laktasif yarar sağlar. Sakarya, Bolu, Düzce, Zonguldak taraflarında bölgesel pazarlarda satılır. Yöre halkı bu mucize bitkiyi yiyecek olarak tüketir. Mart, nisan ve mayıs döneminde bol miktarda bulabilirsiniz.
Bu sıralar semt pazarlarında boy göstermeye başladı. Kavurması oldukça leziz olan kaldiriği yumurtalı pişirmenizi tavsiye ederim. Hem şifa deposu hem de müthiş bir lezzet.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

0
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.

Tüm Hastalıkların Şifası Burada

0
Tüm Hastalıkların Şifası Burada
Tüm Hastalıkların Şifası Burada

ŞUNLARI YAPTIKTAN SONRA HİÇBİR HASTALIĞINIZ KALMAZ

Düzenli olarak elma yiyin,
?Çörek otu yağı için ve saçınıza, cildinize, yüzünüze sürün (ki çörek otu ölümden başka her derdin devasıdır. Kalp, tansiyon, şekerden tutun da saç zayıflamasına, dökülmesine ve kırlaşmasına kadar hemen her şeye muazzam bir tesiri vardır), içemezseniz çörek otu yağının kapsül şeklinde olanını alın ve kolayca sabah akşam yemeklerden önce ikişer adet yutun,
?Kuş başı kıyılarak hakiki zeytin yağında birkaç gün bekletilmiş kuru incir yiyin,
?Sabahları kahvaltıdan önce besmele ile 21 kuru üzüm yiyin (zihniniz açılır, hafızanız uçuşa geçer),
?Türk kahvesi ile aranız yoksa arayı bulun (ki kahve de muazzam bir zihin açıcıdır. Sabahları kahvaltıdan bir saat kadar sonra Türk kahvesi için…
?Sallama çayları, plastik bardak ve şişeleri, damacana suları terk edin. Normal çay demlemeden önce çayı bir süzgeç yardımı ile bolca soğuk su ile yıkayın. Sadece şunlara dikkat ederek bile kanser olma riskini yüksek oranda azaltacaksınız.)
?Ayçiçek yağlarını terk edin, gerekirse başka yerlerden kısın ve paranızı zeytin yağına verin. Damak tadıniza farklı gelirse direnin, bir süre zorlanacaksınız ve birkaç ay sonra alışacak ve hiçbir zorluk çekmeyeceksiniz.
?Kaçınmadan, çekinmeden, imkanınız nispetinde bol bol tereyağı, yumurta ve süt tüketin. (Marketlerde artık ekonomik fiyatlara günlük sütler bulunabiliyor. Süt gibi görünen uzun raf ömrü olan karışımları almayın, içmeyin, kullanmayın)
?Zeytin yağını da çörek otu yağı gibi için, sürün, bol bol kullanın. (İki yağ hakkında da hadisler var ve artık bunları modern tıp bile ispat etti. Avrupalılar bile bunlara kıymet verip tüketmeye çalışıyorlar.)
??İlaç Sektörü’nün soygunundan kurtulun. Bir yeri düzeltmeye kalkıp başaramazken, onlarca yeri de bozan ilaç görünümlü zehirlerden kurtulun??
?Bir ilaç bir insana yıllarca reçete edilir mi?
?Sizin eksiğiniz, gıdalardan yeterli değerleri alamamanız. Hayatınızda lif yok, yeterli vitamin, protein ve mineraller yok. Bunları almaya çalıştığınız sebze ve meyvelerde can yok. Adeta çöp yiyoruz. İhtiyacınız olduğu halde eksik kalan bu şeylerin vücudunuza girmesini sağlarsanız, vücutlarımız zaten hastalıklarla savaşacak şekilde yaratılmış ve siz ne olduğunu bile anlamadan vücudunuz gereğini yapar, hastalıklarla savaşır.
?İşte bu zamanda kuru incir tarifini, çörek otu yağını, zeytin yağını aklı başında her müslüman kullanır. Maddi imkanı olanlar bunların yanına hakiki bal da katar.
?Şifa niyetine kullandığınız ürünlerden beklenen faydayı görmediyseniz, hakiki diye sahtesini, doğal diye katkı maddeli ve ilaçlı olanını, taze diye bayat olanını aldınız demektir.
?Şu tarif edilenlere riayet eden birisinin sağlıklı olmaması, sağlığı bozulmuş olsa da tedavi olamaması başka türlü mümkün değildir.
?Çörek otu yağı tamamen doğal yetiştirilmiş ve mutlaka soğuk sıkım olmalıdır.
Not: Allahü Teala, Kur’an-ı Kerim’de Tin suresinde incirin ve zeytinin üzerine yemin etmiştir. Muhakkak ki Allah ü Tealanın, üzerine yemin ettiği şeylerde çok hikmetler vardır.

KAFA OTU ( Kafa süpürgesi- Karabaş otu ) Günde 3 su bardağı içilmesi halinde kılcal damarları açacağı ve damar tıkanıklarını giderdiği ve içinde bağımlılık yapan hiçbir maddenin bulunmadığı yazılıdır. Bu otun, ayrıca beyin tümörlerini yok etmede de etkili olduğu tespit edilmişdir.
?Karabaş otunun ismini ibni sina tıpta kafa süpürgesi olarak koymuş. Sebebi ise, Birçok baş ağrısına sebep olan beyindeki tıkalı kılcal damarları açarak ağrıyı kesip rahatlattığı için bu ismi vermiş dedi. Diyen Ali ihsan abi 1984 de mahkemede söylüyor.
?Karabaş otunun yapraklarını kurutup pipoya koydurur, sigara içmek isteyenlere içirir, ” Bunun dumanıyla da tedavi olunur ” derdi. Meğer o sigaraya nefret kazandırırmış.
?Karabaş otundan, günde 3 su bardağı içildiği takdirde kılcal damarları bile açıcı özelliğinden ve vücüttaki ifrazatı temizlediğini ifade eder.
?KAFA OTU RECELİ veya BALI
? Baş ağrısını geçirdiğini, vücuda zindelik verdiğini gördük.. Günde bir çay kaşığı alınır.
?Karabaş balından “bir çay kaşığı” alan felçli delikanlı bir saat sonra yürümeye başladı.
?ARDIÇ ?
Hadisde: Ardıcın üç-beş tohumunu yanında taşıyan, insanların muhabbetini celb eder diye bir ifade geçiyor. Yani vücüttaki müzahrefat maddeleri temizliyor der…
Ardıcın antiseptik özelliği vardır.
Ardıcın ➡kan temizleyici
➡iltihap sökücü özelliğinden bahseder.
?ARDIÇ YAĞI ? “Ardıç yağını aldın zaman hastalıklı bölgeye gider, orayı sarar, imha eder, vücut makinası doğru çalışmaya başladı mı çocuğu olmuyorsa çocuğu olur, başka bir hastalığı varsa o düzelir” dedi. Ardıç bunu yapar dedi.
?KEKİK YAĞI? Damar açıcı özelliğiyle bilinen kekik yağı.
➡migren
➡sinüzit
➡baş ağrısına iyi geldiğini anlatır.
? Kekik yağı, mideyi yeniler ve ülser rahatsızlığını geçirir.
?KUZUGÖBEĞİ MANTARI ?Ali ihsan abi gözü kör olmuş birini on gün süreyle kuzugöbeği mantarının suyunu kullandırarak, Rabbimin inayetiyle gözleri açıldı. Ve bu gözlere şifa oldu diyor ve arkasından şu hadisi şerifi söylüyor ; Hadis-i şerifte kuzugöbeği mantarı suyunun göz rahatsızlıklarına iyi geldiğinden bahsetti.
?MANEVİ? Üstadımız Ali ihsan tola abiyi karacasu kazasında şerir insanların şerrini etkisiz hale getirmesi için oraya gönderir. Ali Ihsan Tola abi de;
➡Cevşen
➡Celcelutiye
gibi dualar okur ve nur dersleri yapar. Ve olay önlenmiş olur..
?ALİ İHSAN TOLA ABİDEN ;
?Ali ihsan Ağabey ” Bu ilaçların hiçbirini mana aleminde Efendimizle (a.s.m) istişare etmeden tatbik etmedim ” derdi.
?Ali ihsan Ağabey ” Alternatif tıp denilen bitkisel ilaçlarla tedaviyi, Üstad tarafından verilen bir proje çerçevesinde yaptığını ifade ederdi”.
?”Üstad bana alem-i manada yüz tane proje verdi.
➡ Bir tanesi, ardıç yağı, sonra karabaş otu” demişti. Gerçi karabaş otunu sağlığında işaret etmiş.
➡ Projelerinden diğeri ; Atmosferin ucundan güneş enerjisini elektirik suretinde yere indirmekti.
➡ Bir başka projesi, taş ve madenlerin hasiyetleri üzerine yaptığı araştırmalardır. Çok önceleri Üstad onlara da işaret etmiş.” İnsan hiçbir şey yemeden içmeden taşlardan, tabiattan, havadan, sudan da beslenebilir” derdi.
?Üstadımız, Karabaş yağı, ardıç yağı, kantron yağı, bu üçüne çok önem verirdi.
?BAŞ AĞRISININ ÇARESİ ? Çağımız insanının sıkıntıları, stresleri çok fazla. Genelde baş ağrısının birçok sebepleri olmasına rağmen asıl sebep, beyindeki elektirik yükünün fazla olmasıdır. Rahatlamak için o elektiriği vücüttan atmak gerekiyor.
Peki bu nasıl olacak ?
➡Başımızdaki ağrıyan yere bir mıknatıs koyarak o elektiriği alacağız.
➡Veya kablonun bir ucunu o mıknatısa bir ucunu da evdeki bulunan bir saksıya bağlayarak o elektirik yükünü toprağa vereceğiz ve rahatlayacağız. Üzerinizde bir mıknatıs taşıyın. Boş zamanlarınızda onu elinizde bulundurursanız çok faydasını görürsünüz.
?Kalp ritmindeki bozukluğa sirkenin iyi geldiğini söylüyor. Ayrıca sirkenin mıknatısa güç verdiğini, kalbin bir mıknatıs gibi olduğunu ve sirkenin kalpteki ritim bozukluğunu giderdiğini anlatmıştı.
?CİLT KANSERİNİN ÇARESİ ? Cild kanserinin tedavisi söğüdün külü ile hakiki gül suyuymuş.
➡ Kullanımı ; söğüdün külüyle, hakiki gül suyunu karıştırıp, derinin üzerine sürülür ve şifa olur inşallah..
?APANDİSİT ? Apandisit teşhisi konulduğunda veya patlama derecesine gelindiğinde, hemen ardıç yağı içilir ve karnınada kantron yağı sürülür. İnşallah şifa olur.
?SUYUN DEZENFEKTESİ İÇİN ? Bugün şehirlerdeki gerek içme suyu şebekelerinin ana depolarında, gerekse apartmanlardaki su tanklarında sağlık için “klor” kullanıyorlar. Ne kadar yanlış, ne kadar zararlı. Erkeklerde olsun, kadınlarda olsun kısırlığın asıl sebebi ve son yıllarda bu kadar artış göstermesi içme sularının klorlanmasıdır.
➡Halbuki en güzel dezenfekte maddesi çam çırasıdır. Depoya bir çıra kütüğü atacaksın. Hem suya güzel bir kokuverir, hemde dezenfekte eder.
?DİZ AĞRISININ TEDAVİSİ
? İbni sinanın kemik düzemavi akiki kadının göğsüne koyduklarında, sanki gözyaşı döker gibi o taştan su akmış
?zehirli guatra da yeşil kehribarın kullanılmasını tavsiye ederdi
?ısfahan sürmesi içine gül suyu kattığınız zaman.. göz tansiyonunu yok ediyor. gözü kuvvetlendiriyor besmele-i şerif çekilerek göze sürülür birde Fatiha okunmalı
?sinüzit rahatsızlığını buruna birkaç damla karabaş yağından damlatıldığında rahatsızlığı geçiriyor
?cemaatla namaz ve tesbihat, hava zerrelerinin o menfi tesirini kırıyor der şöyle devam ederdi, o manevi bir kalkan olur ve kesinlikle ehli dalaletin şerleri size tesir etmez.. derdi..
*BİTKİLERLE İLGİLİ HADİSLER*
1. Telbineye *(Arpa unuyla yapılan çorba)* önem veriniz. Hastaya onu yediriniz. Hadis-i Şerif.
2. Sizden biriniz *kalbi* üzerinde bir ağırlık hissettiği zaman *ayva yesin.* Hadis-i Şerif.
3. *Bir kimse bakla yerse,* yemeye devam ederse Allahü Teâlâ o kimsenin yediği baklanın misli kadar hastalığını çıkarır. Hadis-i Şerif.
4. Sizlere iki şifayı tavsiye ederim. *Birisi bal, diğeri Kuran okumaktır.* Hadis-i Şerif.
5. *Sizlere sinameki ve Sennut’u yani tereyağı, bal ve kimyon karışımı tavsiye ederim.* Zira bunlar ölümden başka her derde devadır. Hadis-i Şerif.
6. *Ekmeğe* saygı gösteriniz. Çünkü Allahü Teâlâ onu göklerin bereketinden indirmiştir. Hadis-i Şerif.
7. Bir sahabenin; “Ya Resulullah kardeşim *ishale yakalandı.” dediğinde Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); *Bal şerbeti* içirin. İshale karşı soğuk bal şerbeti çok faydalıdır.” buyurdu. Hadis-i Şerif.
8. Yaylada otlayan *genç devenin sütü,* sindirim bozukluğu olan kimseler için devadır. Hadis-i Şerif.
9. *Hardal ve tere tohumuna* kıymet veriniz. Zira Allahü Teâlâ bunları bir çok derde deva kılmıştır. Hadis-i Şerif.
10. *İçinde hurma* bulunmayan evin halkı açtır. Hadis-i Şerif.
11. Her kim kalbinin düzgün çalışmasını isterse *incir* yemeye devam etsin. Hadis-i Şerif.
12. Ey Aişe, çorba pişirdiğiniz zaman kabağını çok koyunuz. *Zira kabak* üzüntülü kimsenin gönlünü güçlendirir. Hadis-i Şerif.
13. *Hindibayı* silkmeden yeyiniz. Zira cennetten üzerine damla düşmediği bir gün yoktur. Hadis-i Şerif.
14. Hurmanın hararetini *karpuzun* soğukluğu ile, karpuzun soğukluğunu hurmanın harareti ile gideriniz. Hadis-i Şerif.
15. Yemekten evvel *kavun* yenirse kanı yıkar, hastalıkları giderir. Hadis-i Şerif.
16.Bağsur hastalığı olan İbni Abbas’a, *Gebere otunun* çiçek tohumlarını alıp iyice döv, sonra sulandırıp içersin.” Hadis-i Şerif
17. “Ayağımız ağrıyor.” diyenlere; *Ayağınıza kına yakın.* buyururlardı. Hadis-i Şerif.
18. *Mantar* ekip dikmeden yetişen bir bitkidir. Suyu ise göz hastalığına şifadır. Hadis-i Şerif.
19. Yatmadan evvel *maydanoz yemek,* tatlı bir nefesle uyumaya, diş ağrısını gidermeye şifadır. Hadis-i Şerif.
20. *Mercimek* yemeye devam ediniz. Mercimeği yetmiş peygamber övmüştür. Hadis-i Şerif.
21. *Sizin narlarınızdan bir nar* yoktur ki, içinde cennet narından bir tane bulunmasın. Hadis-i Şerif.
22. Gözü ağrıyan Hazreti Ali’ye (Radıyallahü Anh); *Kırmızı pancar* yemelerini tavsiye etmiştir. Kırmızı pancar, hastalıkların etkisini azaltır. Hadis-i Şerif.
23. Yerden biten her bitkide şifa ve zehir vardır. *Pirinç ise öyle değildir. Onda yalnız şifa vardır.* Hadis-i Şerif.
24. *Sarmısak yiyiniz* ve onunla tedavi olunuz. Çünkü sarmısakta yetmiş derde deva vardır. Hadis-i Şerif.
25. Eğer ölüme şifa ve çare olan birşey olsaydı *sinameki* olurdu. Hadis-i Şerif.
26. *Sirke* ne güzel bir katıktır. ALLAH’ım sirkeyi bereketlendir. Çünkü sirke benden önceki peygamberlerinm de katığı idi. Sirke bulunan ev katık sıkıntısı çekmez. Hadis-i Şerif.
27. *İnek sütüyle* tedavi olunuz. Çünkü sütte Allahü Teâlânın şifa yarattığı kanaatindeyim. Zira inek her çeşit ottan otlanmaktadır. Hadis-i Şerif.
28. *Hardal ve tere tohumuna* kıymet veriniz. Çünkü bir çok derde devadır. Hadis-i Şerif.
29. *Udu hindiye* kıymet veriniz. Onda yedi hastalık için şifa olduğu muhakkaktır. Boğaz şişliğinde tozunu zeytinyağına karıştırıp buruna damlatılır. Hadis-i Şerif.
30. *Üzüm yiyiniz.* Yorgunluğu giderir, sinirleri kuvvetlendirir, öfkeyi durdurur. *Bir kişi günde yirmibir adet kuru siyah üzüm yerse* cesedinde hoşlanmayacağı bir şey kalmaz. Hadis-i Şerif.
31. *Zemzem suyu* hangi niyetle içilirse onun içindir. Eğer şifa niyetiyle içilirse şifa bulur, susuzluğu gidermek için içilirse susuzluğu giderir, açlığı gidermek niyetiyle içilirse doyurur. Çünkü o su Cebrail aleyhisselamın ayağını vurarak çıkardığı, ayrıca Allahü Teâlânın İsmail Aleyhisselama içirdiği kutsal ve mübarek bir sudur. Hadis-i Şerif.
32. *Zeytin yağını* yiyiniz ve onunla yağlanınız. Zira o, mubarek, kıymetli ve değerli bir ağaçtan yetişmektedir

Edebiyatın Napolyon’u: Balzac ve Kahve Tutkusu

0
balzac
balzac

19. yüzyılın Avrupa Edebiyatı’nda öncü isimlerden olan ve realizmin kurucu babalarından kabul edilen Honoré de Balzac’ı Vadideki Zambak, Goriot Baba gibi akılda kalmış eserlerinden tanıyoruz.

Fakat Balzac’ın yaşamı boyunca tüm bu eserlerin önüne geçen çeşitli takıntıları olmuş. Bunlardan bir tanesi, çalışırken yanında muhakkak bir mum bulundurmasıymış. Aksi halde ilham perilerinin kendinden uzaklaştığını ve yazdıklarının hiçbir işe yaramadığı buhranına girermiş.

Mum takıntısı dışında da kendine çeşitli ritüeller edinmiş olan bu büyük yazar, yazı kaleme alırken muhakkak başına yün bir şal sarar ve ayaklarını suya sokarmış. Hedeflediği kelime sayısına ulaşmadan da asla masayı terk etmezmiş.

Balzac’ın tüm bunlar dışında ismiyle de sorunları varmış. Gerçek ismi Honoré Balssa olan Balzac, isminin çok köylü bir kimlik olarak tınıladığını düşünmüş ve isminin önüne “de” takısı getirmiş. Bu yeni isminin ona asil ve soylu bir gönümü kazandırdığını düşünmüş ve Honoré de Balzac olarak yaşantısına devam etmiş.

Balzac’ın Sonunu Getiren Bağımlılığı: Kahve

Şimdi bahsedeceğim son takıntısı ise Balzac’ın hayatını nihayete erdirmiş. Kahve bağımlılığı!

Bu büyük yazar, bir yazarın kahve içmeden asla yazı yazamayacağına inanır ve günde en az 40 fincan kahve içermiş. Kahve olmadığındaysa kahve çekirdeğini çiğneyerek idare edermiş.

Ne yazık ki bu tutkusu onun sonunu getirmiş ve 1850’nin Ağustos sıcağında Balzac, aşırı dozda tükettiği çok koyu kahveler yüzünden kalbine yenik düşüp hayatını kaybetmiş.

Son bir alıntıyla bu yazıya veda edelim;

“İnsanların üstünden geçemeyecekleri dikenlere takıldıklarını, bir hiç uğruna hayatlarında başarı şansını kaçırdıklarını göreceksiniz.” Vadideki Zambak, Honore de Balzac

KALDIĞIN YERDEN UZAT ELİNİ

0
KALDIĞIN YERDEN UZAT ELİNİ
KALDIĞIN YERDEN UZAT ELİNİ

KALDIĞIN YERDEN UZAT ELİNİ

Sana ne yazayım ben?
Çekinir, korkarım
Çok sever, çok gurur duyarım
Kitaplı; kitap temelli, kitap çatılı, muhkem KİŞİLİKLİ İNSAN
Güvenli, emin, müşfik, merhametli, çalışkansın sen
Adaletindir seni ayakta tutan
Kitaplar gıdaların
Beni de, yanına alsan
Baksam zihninin gerisine, faydalansam
Aşksa aşk, sevgiyse sevgi, yüceliş mi ?
Senle olur diyorum
Ey kitapla doğan, kitapla can suyu olan insan
İnsanlık dağıt bizlere
Kaldığın yerden uzat elini
Elin temiz, elin şifa, elin merhamet
Merhamet et hem cinslerine
Merhamet et kitapsız nesillere
Önlerini aç araştırsınlar
İnsanlık senle ayağa kalkacak
Senle huzur bulacak Dünya…

ALİ DABANCA (YARADANAKUL)

Osman Bey’in Kılıcı

0
Osman Beyin Kılıcı
Osman Beyin Kılıcı

Peygamber Efendimiz tarafınca Mekke fethedilmeden ilkin Kabe’nin anahtarı o dönem Müslüman olmayan süreycc kabilesinden Osman bin Talhada dır. Osman bin Talha bir arap değil Orta-asya’dan göçüp Mekkede kılıç ustalığı meydana getiren bir Türk ailesinin çocuğudur.

Mekke fethedildikten sonrasında Peygamber Efendimiz Hazreti Ali’ye Osman bin Talhadan bu anahtarı getirmesini emreder ve birden vahiy gelir ‘Emaneti ehline verin’ diye.

Kâbe’nin anahtarları: Tanrı’ın ’emri’, Peygamber Efendimizin (SAV) uygulamalı ve Hz.Ali Efendimizin eliyle, Türk olan Osman Bin Talhâ’ya verilmiştir. Bunun manadaki karşılığı, Kâbe’nin anahtarları: KIYAMETE KADAR TÜRKLERDEDİR.

Mevzuya dönelim, Osman bin Talha sonrasında Müslüman olur.
Babası Hz.Osmana bir kılıç armağan eder. Hz.Osman’dan sonrasında bu kılıç Osman bin Talha’ya verilir.

Bu kılıç, daha Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan ilkin, Hz. Osman döneminden, Ertuğrul Gazi’nin eline Şeyh Edebali kanalıyla “mukaddes bir işaret” olarak teslim edilmiştir. Şeyh Edebali’nin eline geliş silsilesi ise: Hoca Ahmed Yesevi tarafınca onu takip eden halifeleri vasıtasıyla ulaşmıştır.

Ertuğrul Gazi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu, Osman Bey’in babasıdır. Şeyh Edebali ise, Osman Bey’in kayınpederidir. Osman Bey’in gerçek adı Orhun yada Atamandır. Kayı Boyu’nun, o günkü tüm isimlerine baktığımızda, bir tane bile Arap kökenli isim göremezsiniz. Ertuğrul Gazi, Alp Arslan, Konuralp vs.

Peki Orhun/Ataman adı, iyi mi olmuş da Osman olmuştur?
İşte bu mevzuda şimdiye kadar gizlenen sır:
Şeyh Edebali bizzat : ” Bundan sonrasında senin ismin Osman olsun, soyun bu isimle anılsın” demiştir. Hz. Osman’ın o kılıcının “mânâ sırrını” Osman Bey’e söyleyerek teslim etmiştir. Zannedildiği şeklinde bu kılıç, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinden dönüşte getirmiş olduğu mukaddes emanetler içersinde gelmemiştir.

Hz. Osman’dan, Osman Bin Talhâ’ya geçip, sonrasında da Hoca Ahmed Yesevî’ye emanet edilmiştir.
Ondan sonra bu kılıç, Hoca Ahmed Yesevî silsilesi yöntemiyle Şeyh Edebali’ye gelmiş ve ‘sırları ile birlikte’ Osman Bey’e teslim edilmiştir.
Orhun’un Osman olmasının sırrı bu kılıç ile beraberdir. Nitekim, Osman Gazi’nin oğlunun adı de gene Türk adı Orhan’dır.

Enteresan olan şu, Damga’dan da anlaşılacağı şeklinde Kılıcı meydana getiren bir Kayı Türkü olan Osman bin Talha’nın babasıdır, emanet etmiş olduğu şahıs Hz. Osman, kılıcın dönerek dolaşıp geldiği şahıs gene bir Kayı Türkü olan Osman Gazi’dir.

Oktan Keleş bey’den esinlenerek.