Alevilik Neden Türklüktür?

0
35

Alevilik neden Türklüktür?

Geçmişten beri halk arasında Alevilerin (Kızılbaş ve Bektaşi toplulukların) “öz Türk” ve Aleviliğin de Türklerin İslam imanını algılama biçimi olduğuna dair genel bir kanaat vardır. Yüzyıllardır varlığını sürdüren bu kanaat, son dönemdeki bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır…!
✍️
Bu yazıda Aleviliğin, Türk kültürü kodlarına yönelik bazı temel bilgiler üzerinde durulmuştur.

1- Alevilik, Türk kültür havzasında oluşmuştur ..‼️
✍️
Aleviliğin oluşumu, Türklerin Peygamberimiz Nebi ve Hz. Ali evlatları ile İslam’ı kabul ettikleri Horasan bölgesinde başlamıştır. Orta asya coğrafyasından Horasan’dan büyük Türkmen göçleri ile Anadolu’ya ve çevre bölgelere taşınan Alevilik, bu bölgede oluşumunu tamamlamıştır…!
✍️
2- Alevi ocak, oymak ve aşiretleri Türk’tür..‼️
✍️
Alevi ocak, oymak ve aşiretleri Türk’tür. Türkçe konuşanlar dışında Zazaca ve Kurmançça konuşanlar da Osmanlı arşiv belgelerinde Türk, Yörük, Türkmen vb şeklinde kaydedilmiştir. Özellikle Tunceli ve çevre bölgelerde yaşayan aşiretlerin Çaldıran savaşından sonra Türkçeyi nasıl terk ederek diğer dilleri konuşmaya başladıkları Osmanlı arşiv belgelerine yansımıştır.

Kürtlerin yerleşim yeri ve Bölgesi olan ve aynı zamanda o dönem osmanlı toprakları olan Mezopotamya bölge coğrafyasından iran ve Irak arasında kalan Dicle ile Fırat Nehri çevresinden kürt lerin, Türk coğrafyası olan doğu anadolu ve güney anadoluya göç almasının o dönemin Osmanlı padişahının rolü ve etkisi olmuştur. Bu etkileşim den doğan öz türkler (türkmen alevileri) dili türkçe dır. üzerinde oluşan baskı ve ötekileştirme sonucu (Kurmançça), (Zazaca) öz türkmen alevilerinde bu dillerde geçişkenlik etkili olmuştur…!
✍️
3- Soydan gelmelik, Türk soyunu ve kültürünü korumuştur..‼️
✍️
Alevi birinin (esasen Bektaşi tarikatı dışında kalan diğer Alevi topluluklarda) Alevi anne babadan gelmesi olarak tarif edilen soydan gelmelik, özellikle Çaldıran savaşından sonra Alevi toplumunun kendi varlığını korumaya yönelik bir refleksi olarak gelişmiştir. Önceki kaynaklarda böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Çaldıran savaşından önce Soyu Oğuz Boyuna uzanan (Kızılbaş) olan bütün boy, oymak ve aşiretlerin Türkmen olduğunu biliyoruz. Doğal olarak soydan gelmelik, Oğuz Boyu, Kızılbaş alevi türkmen boyları arasında Türk soyunu korumuştur…!
✍️
4- Aleviliğin yazılı kaynakları Türkçedir..‼️
✍️
Aleviliğin yazılı kaynakları (risaleler, buyruklar, erkannameler, cönkler vb.) Türkçe kaleme alınmıştır. Yazıldığı dönemdeki Türkçenin bütün özelliklerini yansıtan bu metinler, yazıldıkları dönemin Türk toplumuna da ayna tutmaktadır. Bu bakımdan değerleri daha da artmaktadır…!
✍️
5- Alevi uluları ve örgütleyicileri Türk’tür..‼️
✍️
Aleviliğin iki büyük merkezi olmuştur…!
✍️
Bunlardan birincisi Hacı Bektaş-ı Veli Tam adı..;
(Seyyid Muhammed bin Seyyid İbrâhim Ata)
Hoca Ahmet yesevi Hz. Türkistan ın öğrencisi (Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı)…!
✍️
İkincisi ise Erdebil Tekkesidir. Her iki merkezin kurucuları, başları ve bunların etrafında toplanan öncü kişilikleri Türk’tür. Özellikle Balkanlara kadar Yol’u yayan Hacı Bektaş’ın öğrencileri Türk ulularıdır…!
✍️
Osmanlının Temel taşları Yeni çeriler idi. Yeniçerilerin resmi tarikatı Bektaşilik idi. İlim irfan merkezi olan bu dergah. Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O ölünce yeni “Baba” Hacıbektaş’tan gönderilirdi.
Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu.
Hatırlayın ki Osmanlı’nın ordusunun temeli Yeniçerilerdi. Devletin temeli ve padişahın muhafız gücü olan Yeniçerilerin Bektaşi olması, bize neyi söyler? Dini tasavvuf alevi bektaşi islam anlayışı. Fakat burda vurgulanmak istenen öz alevi türkmenler olması dikkat çekici bir durumdur…!
✍️
6- Alevi ozanları Türk’tür ve Türkçe yazmıştır..‼️
✍️
13. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar (taramalarımalarına bakıldığında 900 (dokuz yüz) kadar Kızılbaş-Bektaşi aşığının şiirleri günümüze kadar ulaşmıştır. Bunların (Arnavutça olan az kısmı hariç) tamamı Türkçe ile yazılmıştır. On binlere ulaşan bu zengin edebiyat ürününe, bugün bile birçok millet ve halk sahip değildir…!
✍️
7- Alevilerin sözlü soy kütüğü Türklüğü göstermektedir..‼️
✍️
İran Azerbaycan’ından Balkanlara kadar (Arnavutlar hariç) bütün Aleviler, Horasan’dan geldiklerini ve Türk olduklarını bilir ve söylerler. Buna Tunceli ve çevre bölgelerde yaşayan ocaklar ve aşiretler de dâhildir. Bu sözlü soy kütüğü, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır…!
✍️
8- Aleviliğin din dili Türkçedir…‼️
✍️
Aleviliğin tarikat kapısındaki ibadeti olan Cem erkânı tamamen Türkçe icra edilir. Arapça okunan bazı ayetler hariç, baştan sona kadar bütün dualar vb Türkçedir. Tunceli ve çevre bölgelerde yaşayan Aleviler de günümüze kadar cem erkânlarını Türkçe icra etmişlerdir. Din dili olan diller; yayılır, genişler ve büyürler…!
✍️
9- Alevi dini terimlerin ve dini unvanların önemli kısmı Türkçedir..‼️
✍️
Türkler, İslam’ı Farslar üzerinden öğrendikleri için dini terimlerin bir kısmı Arapça, bir kısmı ise Farsçadır. Ancak Alevilikte bugün bile canlı şekilde kullanılan yol, ocak, sürek, dede vb gibi çok sayıda dini terim ve unvan Türkçedir…!
✍️
10- Alevilerin dip kültürü, saf haldeki Türk kültürüdür…‼️
✍️
Aleviler üzerinde yapılan halk bilimsel çalışmaların birçoğu Alevi kültürünün en saf haldeki Türk kültürü olduğu noktasında birleşmiştir. Özellikle İslam öncesi Türk kültürü ile güçlü bağları olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda Alevilik, kültür ile vahiy arasındaki ayrımı iyi korumuş ve diğer İslam milletlerine kendi kimliklerini koruyarak Müslüman kalmanın pratiğini sunmuştur…!
✍️
11- Alevilik Türkleşmektir…‼️
✍️
Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’daki faaliyetleri sonucunda bazı yerli toplumların “Türk olduğu” kaynaklarda ifade edilmiştir. Bunun dışında “Türk’e verilen” Hıristiyan çocukları Türk ailelerin yanında önce Türkleşmiş daha sonra Bektaşi tarikatına intisap etmiştir. Yeniçeriler böyle bir eğitimden geçmişti. İran’da Kızılbaş devletinin kurulmasından sonra Türkçe ve Türkleşme yaygınlaşmış, bu durum İrani halkları bile etkilemişti. Türkçe, İran’da ortak dil olmuştu. 20. yüzyılın başına kadar İran’ın bir Türk devleti olarak gelmesini sağlayan Kızılbaşların çalışmalarıdır…!
✍️
Öz Türkmen Alevilerin icra ettikleri ve ibadetlerinde kullandıkları 6000 yıllık türk tarihinde (Dombara)- (Kopuz) evirlmesi doğal olark gelişmesi Saz ve kopuzun genleri gibi…!
✍️
Pir-i Türkistan, Hz. Türkistan’ın dediği gibi; (Türklük kaderdir, Din seçimdir)…!
✍️
& Bu tarihi kaynak eski devirlerde bile Türkler arasında saz enstrümanı, ezgi sanatı, onları anlama, hissetme ve saygı duyma benliğinde duyma kültürü bugünkü seviyeden aşağı olmadığını göstermektedir. Bu konuda en son arkeolojik bir kaynak 2008’de Moğolistan’da Bayanhongor bölgesi, Galuut yerleşimi Olonuur ovasında bulunmuştur. Burada bulunan Türk mabedinin kalıntılarında VII-VIII. Yüzyıllara ait bir yazı bulunmuştur. Taşa kazınmış yazıda “İzgilik Cor sekiz çeşit saz musiki aletine vakıf olduğu için sert tastan yapılmış bir mabet inşa ettik” denilmektedir…!
✍️
Bu durum bize VII-VIII. yüzyıllarda Göktürklerde 8 çeşit saz olduğunu, bu sazları çalıp söyleyene sonsuz mabet inşa ettiklerini göstermektedir. Bu da bir zamanlar eski Türklerin saza, musikiye, saz sanatına ne derecede büyük önem verdiğini bildirmektedir…!
✍️
Bu sazların en V. yüzyılda yapılmış en eskisi Moğolistan’da bir mağarada bulunarak günümüze ulaşmış bulunmaktadır. Bu, günümüzde çalmalı sazların dünyadaki en eskisidir. Dünyanın birçok ülkesine yayılmış bulunan yaylı çalgılardan kopuzun X. Yüzyıldan beri kullanılmakta olduğu tahminleri yapılmaktadır. Bu sebeple kopuz yaylı çalgıların atası olarak kabul edilmektedir. Öyleyse çalmalı sazların en eskisi ve atasının da “dombıra” olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç itibariyle mızraplı Türk sazların atasının dombıra olduğunu söyleyebiliriz. Moğolistan’da 2008 yılında bulunan V. Yüzyıla ait Hun sazının öldüğünü biliyoruz…!
✍️
Yazan: Prof. Dr. Abdulvahap KARA
✍️
Türk sazının atası sayılan Kazak Türklerinin iki telli dombırasının tarihini 6 bin yıl öncesine götüren neolitik devrine ait kaya resminde, dombıra ve onun çevresinde dans eden dört beş kişinin resmi bulunmaktadır. Bu kaya, Sovyet döneminde 1986’da Almatı Eyaleti Jambıl ilçesi Maytöbe (Maytepe) mevkinde ünlü etnograf Jagda Babalık tarafından bulunmuştu…!
✍️
Resim bulunduğu kayadan kesilerek 1988’de Almatı’daki Ikılas Dükenulı Halık Çalgıları Müzesine kondu. Müze Müdürü Sabetkazı Akatayev 1988’de Aray dergisine kaya resminin bir şeklini çizerek koyduğu “Asırlar Öncesinden Gelen Ses” adlı makalesinde resimde dans eden beş kişinin tasvir edildiğini ve en önde bir dombıra resmi olduğunu söylemekteydi…!
✍️
Babalık’ın belirttiğine göre, bu kaya resmi 1988’de Prof. Dr. Kemal Akışev gibi dönemin önde gelen arkeologlarına gösterildi. Onların incelemelerinde kaya resminin M.Ö. 4 bin yılına tarihlendiği tespit edildi. Buna göre, bu kaya resmiyle sazın tarihi 6000 yıl öncesine kadar gitmektedir…!
✍️
Özellikle Almatıda bulunan bu kaya resmindeki dombıra, bizim görüşümüze göre, 6 bin yıllık tarihe haiz olduğu ve büyük ihtimalle Hunlardan önceki Sakalar devrine ait olması göz önüne alındığında sadece Kazak Türklerinin değil, tüm Türk halklarının musiki tarihinin en eski belgesi olma niteliğine haizdir…!

Dikkatinizi Çekebilir;  Ara Güler Hatıra

Kaynak:
Prof. Dr. Kemal Akışev.

Kaynak:
Prof. Dr. Karjavbay Sartkojaulına.

Not: Prof. Dr. Karjavbay Sartkocauli’nin makalesi “Hun Döneminden Günümüze Ulaşan 1500 Yıllık Saz” başlığıyla Atayurt Dergisi, Kış 2011, S. 44-47’de yayınlanmıştır.

Kaynak:
Prof.Dr. Tarihci Abdulvahap Kara

Sonsöz

Alevilik; Türk kültürü ile İslam imanının aynı kapta ve ince bir denge içinde yaşanmasıdır. Alevilik; Türk kültürünü, günümüze zenginleşerek getirdiği gibi İslam imanını “gönül temizliği” temelinde ele almış, yobazlığa ve gericiliğe geçit vermemiştir. İmanı “sevgi” temelinde tanımlayan Alevi imanı, “kul hakkı”nı ön plana çıkararak insanın toplumla ve doğayla (yatay) ilişkisine dikkat kesilmiştir. Dindarlığın saçası ise kişinin imanını ikrarından sonra yatay ilişkisine göre değerlendirmiştir.

Kaynak: 1
Milli strateji araştırma Kurumu.

Kaynak: 2
Osmanlı Arşivleri.

Kaynak: 3
Türk Tarih Kurumu.

Kaynak:4
Prof.Dr. İlber Ortaylı

Kaynak: 5
Hoca Ahmet Yesevi (Pir-i Türkistan).

Tarihin yapraklarindan
Idris ER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz